Bu nasıl akademik etik?

Bloğu yeniden canlandırmaya çalışırken, başımdan kısa zaman önce geçen bir hadiseyi aktarmadan edemeyeceğim. Zira bu hadise, hem sosyal medyada insanların ne kadar az delille suçlanabileceğinin, hem de bilgisiz kişilerin anonim şekilde nasıl bilirmiş gibi tavsiyeler verebileceklerinin çok açık bir örneği. Twitter'da Akademik Etik adlı bir hesap var. Bu rumuz ile kimin yazdığı belli değil, ancak… Continue reading Bu nasıl akademik etik?

Tohoku’nun dalgaları her yere yayıldı

Japonya’da kaydedilmiş en şiddetli deprem kendini hissettirdiğinde, Tokyo yakınlarındaki laboratuvarımızda haftalık toplantımızı bitirmiş, çaylarımızı yudumlamaya geçmiştik. Bir yandan da elimizdeki kamerayı deneyde nasıl kullanabileceğimizi inceliyorduk. Yer sarsıldığında Türkiye’de bize öğretildiği üzere kapı aralığına geçtim, Japonlar ise masa altlarına sığındılar. Kamerayı şimdi Japon teknisyenimiz Saori almış, depremi görüntüleyebilmek için çalıştırmaya uğraşıyordu. Gerçi Saori başaramadı, ancak onun… Continue reading Tohoku’nun dalgaları her yere yayıldı

Yalansavar’ın iç yazışmalarını ifşa ediyorum

Çağrı: Arkadaşlar, birisi bizim makaleye Youtube videosu hazırlamış, ilginizi çekebilir 🙂 Gayet de güzel anlatmışlar: Tevfik: “Çağrı ne iş yapar anlayanınız var mı” sorusuna yanıt oldu :))) Serdar: Süper olmuş ya… Kerem: Ben gene anlamadım. Cüneyt: Olmamış! Videoda kullanılan sinek meyve sineği değil, hele sizin Drosophila hiç değil. Onun haricinde video çok güzel anlatmış, ben bile anladım.… Continue reading Yalansavar’ın iç yazışmalarını ifşa ediyorum

Bir beynin bütün bağlantılarını öğrenmemize yalnızca 2 sene kaldı

Rubin, konuşmasında bu başarıyı artık geçmişte bıraktıklarını ve şimdi önlerine çok daha büyük ve ulaşılmaz görünen bir hedef koyduklarını anlattı. Hedef, 2020 yılında bütün bir sinek beyninin tüm hücrelerini ve bu hücrelerin bağlantılarının tamamını yayınlamak. Yanlışlık olmasın, 100.000’den fazla hücrenin konum ve şekil bilgisinin yanı sıra milyarlarca, belki de trilyonlarca bağlantıdan bahsediyoruz.

[A]slında Dr. Mehmet Öz’ün yakınmaya hiç hakkı yok

Prof. Dr. Şükrü Hatun [A]slında Dr. Mehmet Öz’ün yakınmaya hiç hakkı yok, çünkü kendisi uzun zamandır popülerliği arttıkça şiddeti de artan bir “abartılı hekimlik” pratiği içinde. Bu nedenle de ciddi bilim insanlarının mektubuna maruz kaldı ve şimdi kendisini mağdur gösterme gayretleri ile o da “kumpas” dan bahsediyor. Oysa hekimlik sadelikle, bilimsel doğruların, ortak bilimsel aklın… Continue reading [A]slında Dr. Mehmet Öz’ün yakınmaya hiç hakkı yok

Ben senin kuantum olabilme ihtimalini sevdim

Life on the Edge: The Coming of Age of Quantum BiologyJohnjoe McFadden, Jim Al-KhaliliBantam Press, 2014xi + 355 sayfa, dizin Biz biyologlar kuantum biyolojisi denince biraz irkiliriz. Tamam, kuantum mekaniğini pek bilmeyiz, ama ondan değil. Asıl gıcık olduğumuz, henüz açıklanamamış olguların ya da bilinen kuramlara düpedüz aykırı iddiaların bazılarınca hemen kuantuma yontulmasıdır. Meselâ önerdiğin tedavi yöntemi… Continue reading Ben senin kuantum olabilme ihtimalini sevdim

Bilimde atıf, “etki değeri” ve diğer göstergeler

Daha önceki iki yazımda bilimsel yayınların özelliklerinden ve hakem denetimli yayın sürecinden bahsetmiştim. Bilimsel makalelerin bazıları, daha iyi yöntemlerle, daha özenle yapılmış, daha nitelikli bilimsel çalışmaları tarif eder ve bilim camiasının daha çok ilgisini çeker. Hangi makalenin daha çok ilgi çektiğini öğrenmek isteyen bilim adamları, o makalenin “atıf” sayısına bakar. Bilimsel dergiler de yayınladıkları makalelerin atıf sayısına dayanan bir ölçek olan “etki değeri”ne göre değerlendirilirler. Bu yazıda bilimsel atıf kavramına, atıf sayısına dayandırılan bu göstergelere ve Türkiye biliminin bu göstergelere göre durumuna değiniyorum.