Bir tedavi yönteminin işlemediğini nereden biliyoruz?

Bir tedavi yönteminin işlemediğini, üstelik bir de bildiğimiz doğa kanunlarına aykırı olduğunu söylediğimizde gelen klasik itiraz, bilimin bunun nasıl işlediğini henüz keşfetmediği oluyor. Eğer klinik bilimde bu tür sorulara birden fazla yaklaşım olmasaydı bu geçerli bir itiraz olabilirdi, ama değil. Çünkü bir tedavi yönteminin işe yarayıp yaramadığını, işleyiş mekanizmasından ayrı olarak sınıyoruz. Diyelim ki moleküler bilgilerden… Continue reading Bir tedavi yönteminin işlemediğini nereden biliyoruz?

Kuşku tüccarlarıyla bir beş yıl daha geçti

Yukarıdaki resimdeki zat, Oklohama senatörü James Inhofe. Elindeki de bir kartopu. Başkentte, Senato’daki konuşmasında diyor ki Inhofe, dışarıdan kar toplayıp kartopu yaptım, e hani bu yıl tarihte kaydedilmiş en sıcak yıldı? Sene 2015. Neden hatalı olduğunu anlatmama gerek var mı? Senatör öncelikle zaten yanlış bir küresel ısınma portresini hedef alıyor. Dünya ısındığına göre her yer… Continue reading Kuşku tüccarlarıyla bir beş yıl daha geçti

Bir şarlatanın kısa bilim macerası

Bilimin ilerlemesi için yeni fikirlere sürekli açık olmak lâzım, ama nasıl? Nasıl bazıları yaratıcı fikirlerini sınayıp bilim tarihine geçiriyor da bazıları şarlatan olarak kalıyor? Bir bilim adamıyla bir şarlatanın ortak projesi, bu farkı anlamamız için kaçırılmaz bir fırsat. Bu fırsatı belgesel yapımcısı Gabriel Rhodes’a borçluyuz. Arkadaşı, kanser araştırmacısı Jonathan Brody’nin başına gelen, az sonra özetleyeceğim… Continue reading Bir şarlatanın kısa bilim macerası

Kök hücresi üretmek bu kadar basit (mi acaba?)

Vücudumuzdaki çeşit çeşit hücrenin her biri uzmanlaşmıştır: Her birinin kendi görevine göre şekli, iç yapısı ve içeriği bulunur. Ama bunların hepsi, daha ana karnındayken, kök hücresi denen henüz uzmanlaşmamış hücrelerden gelir. Bir kişinin uzmanlaşmış hücrelerini kök hücrelerine geri dönüştürebilsek, bunlarla belki birçok hastalığını tedavi edebileceğiz. Bu yolun henüz başındayız, ama yeni gelişmeler -doğru çıkarsa- umut… Continue reading Kök hücresi üretmek bu kadar basit (mi acaba?)

Nobel hastalığı: Baltayı taşa vuran otoriteler

Bu bir sağlık sorunu değil. Yalnızca, büyük başarılara imza atmış birinin, bilmeden başka alanlarda da ahkâm kesme yetkisini kendinde bulmasına deniyor. Ama çok masum da sayılmaz: Başkalarının canını (veya cebini) yakabiliyor. Şekil 1. Linus Pauling (solda) ve David Shoemaker, 1983’te Oregon Eyalet Üniversitesi’nde. (Fotoğraf: Oregon Eyalet Üniversitesi arşivleri)Linus Pauling (Şekil 1) adını duymadıysanız, ayıp ediyorsunuz:… Continue reading Nobel hastalığı: Baltayı taşa vuran otoriteler

Açık erişim sınavı geçti

Çoğu basın organı, Science dergisinin ekim ayında yayınladığı operasyonu, açık erişimli bilim yayıncılığının başarısızlığı olarak duyurdu. Gerçek ise bunun tersiydi. Şekil 1. Açık Erişim simgesiYaklaşık on beş yıl öncesine kadar bilimsel dergi yayıncılığı tamamen, abonelik ile hizmet veren dergiler ile yürüyordu. Bu sistemde bilim insanları araştırmalarını tamamladıklarında bilim camiasına duyurmak için bir makaleyle özetler ve bir… Continue reading Açık erişim sınavı geçti

Bazen yanılırız…

ABD ordusundan emekli bir aile hekimi olan Dr. Harriet Hall, bu yazısında bilimsel bakış açısının sıradan gözlemlere ve kararlara üstünlüğünü vurguluyor ve sistematik olmayan gözlemlerin neden yanlış olabileceğini açıklıyor. Yazıyı, yazarın düzenli olarak yazdığı Science-Based Medicine güncesindeki özgün metinden, kendisinin izni ile tercüme ettim. Dr. Harriet HallTıbbi bir tedavinin gerçekten işe yaradığını nasıl anlarız? Herkes işe yaradığını… Continue reading Bazen yanılırız…

Plasebonun kötü ikiz kardeşi: Nosebo

Psikiyatri uzmanı hekim ve İngiltere’nin The Guardian gazetesi yazarı Dr Ben Goldacre, sizler için tercüme ettiğim bu gösteride plasebo ve nosebo etkilerini mizahi bir dille anlatıyor. Plasebo etkisini anlamak, tıbbi tedavileri üzerinde yapılan çalışmaları anlamak açısından çok önemli. Bu etki, içinde hiç etkin madde olmayan bir ilâç alsak bile ortaya çıkan olumlu etkilerin açıklamasıdır. İçi… Continue reading Plasebonun kötü ikiz kardeşi: Nosebo